Demirtaş: 'Kandırıldık, Allah affetsin' diyorlar, Allah sizin belanızı versin be!

'Hukuk devletinin askıya alındığı toplumda yaşamak kolay değil'
Demirtaş: 'Kandırıldık, Allah affetsin' diyorlar, Allah sizin belanızı versin be!
2020-08-11 06:40:55   Güncelleme: 2021-09-05 00:13:37    

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında konuştu. İşte o açıklamalar:

"Grup toplantımızı ziyaret eden tüm konuklara hoş geldiniz diyorum. Belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey hak, hukuk, adalet çünkü ülkede en az olan şey.

"Hukuk devletinin askıya alındığı toplumda yaşamak kolay değil. Hak arayıcıları hiç kendileri için değil, ötekileştirilmiş herkes için mücadele ediyor. Toplumun tamamı hukuksuzluk altında inliyor. Herkesin bir yakını ya tutuklanmıştır, ya soruşturma altındadır ya da korkuyordur. Böyle bir ortamda hepimizin birleşebileceği temel ilkeler adalet ilkeleridir. İnsan haklarının, hukukun evrensel ilkeleridir.

"Size iç karartıcı bir konuşma yapmak isterdim ama gün geçmiyor ki bir faşizan saldırıya imza atılmasın. Gültan Kışanak, Fırat Anlı, Ayla Ata uzun yıllardır siyasette olan, parlamentoda, yerel yönetimlerde görev yapmış, siyasi şahsiyetler. Başlarına gelenleri görüyorsunuz. Büyük bir komplo, iftira kampanyasıyla, sandık yoluyla kazanamadıkları belediyeyi ele geçirme operasyonunu nasıl pervasızca, aleni gerçekleştirdiklerini gördünüz. Tayyip Erdoğan çok uzun yıllardır, siyasete girdiği günden bu yana Diyarbakır’ın hayalini kurmuştur. Diyarbakır’da oy çoğunluğunun hayalini. Ama Diyarbakır ona hep kabus yaşatıyordu. Hangi yöntemle olursa olsun alınacak talimatını veriyor.

Biz seçim bildirisi dağıttık, onlar para dağıttılar. Müşahitlere baskı yaptılar, mitingleri yasakladılar, bildirileri yasakladılar. Gönüllü çalışanların desteğiyle seçimleri kazandık. Şimdi 15 Temmuz darbe girişimi “Bu bize Allah’ın lütfudur” sözünün neden söylendiği anlaşılıyor. Bütün kirli hayallerini gerçekleştirme fırsatını yakaladı. Gücünün yetmediği ne kadar kanunsuzluk, ilkesizlik varsa şimdi aleni bir şekilde yapabiliyor. Diyarbakır Belediyesi’ne yapılan operasyonun nedeni budur. Her belediyede müfettişler yıllık denetim yaparlar ve bir oda tahsis edilir.
"Kayyım atanacak iki örnek Kadir Topbaş ve Melih Gökçek"

"Yıllardır tek bir hırsızlık, yolsuzluk bulamıyorlar. Sizce 15 yaşında bir çocuğu yaka paça içeri atan bir yargı, belediyelerden 1 lira dağıtılmış olsaydı savcı itiraz etmez miydi? Bunu belgelemiş olsalar o belediye başkanı çoktan tutuklanmış olmaz mı?

"Bu süre zarfında tek bir belediyemizin kasasından ne dağa, ne bayıra tek kuruş para gitmemiştir. Resmi bütçeler var. Ankara’dan para gelir, nereye harcanacağı bellidir. Böyle saçmalık mı olur? İkincisi bizim hiçbir görevlisi dağa, oraya, buraya para göndermekle görevli değildir. Halkın parasıdır. Savcının değil, bizim en sert şekilde eleştirimize maruz kalırlar. Her açıdan asla kabul edeceğimiz bir şey değil. Peki, bunlar utanmadan, sıkılmadan yalanlar sallarken savcılar bu iddiaya bakıyor mu? Yok. Belediye eşbaşkanlarımıza sorduğu sorulara bakıyorsunuz, böyle bir iddia da yok. Havuz medyanızda, lağım medyanızda bu iftiraları kampanyaya dönüştürürken hiç mi utanmıyorsunuz? Başbakan, hiç mi utanmıyorsun, sıkılmıyorsun. Çık açıkça söyle, hırsızlıkla, alıştığımız yöntemle belediyelere el koyuyoruz de.

"Belediyeler terör örgütüne yardım ettiğinde kayyım atama gerektiğinde iki örnek vereyim size. Kadir Topbaş ve Melih Gökçek. Cemaate neler verdiklerini övünerek anlattılar.

 

''Erdoğan hep Diyarbakır'ın hayalini kuruyor. Biz bin bir zorlukla seçim çalışması yürüttük ve kazandık, onlar para dağıttılar. Çıkın biz seçimle alamıyoruz, hırsızlıkla belediyelere el koyuyoruz deyin. Terör örgütlerine yardım eden iki tane belediye başkanı var, Melih Gökçek ve Kadir Topbaş. Ankara'yı parsel parsel satanlara bakın, Gültan Kışanak değil Melih Gökçek ve Kadir Topbaş'tır. Bunların ele başı Saray'da. Ne istedilerse verdim dedi. Allah bizi affetsin diyorlar, Allah sizin belanızı versin.

''En son Cumhuriyet gazetesinin başına geleni biliyorsunuz. Yazarlarını, çizerlerini aralarında ağır hastalık durumları da var, içeri attılar. Şimdi Cumhuriyet'i nasıl ele geçireceğiz diye düşünüyorlar. Türkiye'nin tek Kürtçe gazetesini kapattılar, dünyanın tek kadın haber ajansı JİNHA'yı kapattılar. Mesele bizim ne yapacağımızdır. Bu gibi durumlarda dayanışma çok önemlidir ama hep savunma halinde olmamız da doğru değildir. Bizim bunları alt etmemiz tepe taklak etmemiz lazım. Toplumdaki herkesin karşı hamlesi olması lazım. Açık söylüyorum devirmemiz lazım. Karşımıza ilk sandık çıktığında devirmeliyiz.

''Toplumda ciddi bir başkanlık tartışması olsa, özgürce tartışabilsek bu kadar kamplaşma olmasa her model demokrasiye gidecekse tartışılabilir, bunlar halkın iradesine tabiidir. Ama şu anda toplum başkanlık sistemi denilen şeyin diktatörlük anlamına geliyor. Sen başkan olsan olsan cop cumhuriyetinin başkanı olursun.

''Bir an önce anayasa tekliflerini getirsinler. Biz grup olarak hayır diyeceğiz. Geciktirmesinler, getirsinler. 14 yıldır bir tasarı hazırlayamadınız mı, hala üstünde mi çalışıyorsunuz?